img
Prof. Dr. Mustafa ÖZKAN

Coronavirüsler Özelinde Salgınlara Tarihsel Bakış

Coronavirüsler Özelinde Salgınlara Tarihsel Bakış
26May

Coronavirüsler Özelinde Salgınlara Tarihsel Bakış

Coronavirüsler Özelinde Salgınlara Tarihsel Bakış

 

Salgınlar dünya tarihinde yönetim ve yaşam değişikliklerine yol açan ve küresel etkileri olan sağlık olaylarıdır. En büyük çapta yaşanan örnekleriyle bu etkileri görmek mümkün olmuştur. Tarihteki salgınlar, beslenmeden mimariye ve hatta imparatorlukların yıkımına kadar birçok konuda yeni gelişmelerin nedeni kabul edilmiştir. Örneğin; Avrupa, Avrasya ve Kuzey Amerika kıtalarında tam rakam bilinmemekle birlikte 1300’ler de İtalya’da yaşanan Kara Veba (Black Death) yüzünden 75-125 milyon kişi hayatını kaybetmiştir. Bu salgın sonuçları ve etkileriyle Avrupa’nın en büyük salgını olarak kabul edilmektedir. Salgın sosyal, ekonomik ve siyasal etkileri sebebiyle Avrupa’da feodalizmin çökmesinde temel etken olarak değerlendirilmektedir.

 

Kara Veba öncesinde işsizlik hüküm sürerken salgın sonrasında çalışan bireylerin kıymeti artarak onların istekleri de artık dikkat alınır hale gelmiştir. Kadınlar ise öncesinde kabul görmedikleri alanlarda çalışmaya başlamışlardır. Benzer şekilde araziler işlenemediği için kıymetleri kalmamıştır. Ayrıca köylüler kendi arazilerini edinir hale gelmişlerdir. İnsan gücünün eksikliği ise makinalı tarıma çığır açabilecek konuma ulaşmıştır. Bu süreçlerde ticaretin ve deniz seferlerinin durması ile keşifçiler yeni pazar arayışlarına yönelmiştir. Tıbbi açıdan ise bu salgınlar vesilesi ile halk sağlığı kavramındaki gelişme hızlanmıştır. Salgınların en büyük çıkarımları ise paraları olsa dahi üretimin olmadığı toplumların yüzleştikleri travmatik sonuçlar üzerine şekillenmiştir.

 

Geçen yüzyılda (1918-1920) görülen İspanyol Gribi (Spanish Flu) yaklaşık yarım milyar insanı enfekte etmiş ve 17-50 milyon insan bu salgın sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Bu salgınlarda yaşamını yitiren insan sayısı, I. Dünya Savaşında hayatını kaybeden insan sayısından fazla olduğu halde Paris Barış Konferansı gibi önemli antlaşmaların hiçbirinde bu durumun bahse konu olmadığına değinmek önemlidir. Nihayetinde Covid-19, İspanyol Gribi sonrası dünyanın yüzleştiği bu kapsam ve büyüklükteki ilk bulaşıcı hastalık salgınıdır.

 

İngiltere’de 1965’lerde Dr. David Tyrrell liderliğindeki bir grup araştırmacı, soğuk algınlığı hakkında birtakım araştırmalarda bulunmuşlardır. Tyrrell’in ekibi doku kültüründe yeni gibi görünen bir virüsü odağa alarak onu bir elektron mikroskobu altında incelemişlerdir ve bu virüsün 1930’larda bronşitli tavuklardan izole edilen virüse benzerliğini fark etmişlerdir. Bu virüsün keşfi ile Coronavirüslerin insanlara bulaşma özelliği ilk kez kanıtlanmıştır.

 

Harvard Tıp Fakültesi üyesi Dr. Kenneth McIntosh; “Hayvanlarda görülen ve Avian Bronşit olarak bilinen bu virüsler hakkında araştırılmaların devam ettiğini ve aşılarının da mevcut olduğunu” belirtmiştir. McIntosh’un ekibi ayrıca 1968 yılında OC43 kodu ile günümüzde solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan başka bir yaygın Coronavirüsü keşfetmiştir. Böylece bu virüsler, bir elektron mikroskobu altında bakıldığı zaman taç benzeri yüzeyinin güneşin dış katmanına benzerliğine dikkat çekilerek “Coronavirüsler” olarak adlandırılmışlardır.

 

Diğer yandan Dr. McIntosh, bilim dünyasının 2003 yılında SARS’ın ortaya çıkışına kadar Coronavirüsleri araştırmaya odaklanmadığını hatırlatmıştır. Çin’de görülen SARS-Coronavirüs salgını 29 ülkeye yayılmıştır. Sonuçta bu hastalığın bulaştığı doğrulanarak 8.096 kişiyi enfekte ettiği ve 774 insanın hayatına mal olduğu kayıtlara geçmiştir. Dr. McIntosh, “SARS ortaya çıktığında, Coronavirüslerin aniden tekrar gündem olduğuna dikkat çekerek Coronavirüs çalışmalarının bu salgın sonrasında çok daha kapsamlı ve daha teknik hale geldiğini” ifade etmiştir.

 

SARS salgını sonrasında soğuk algınlığı semptomları ile bilinen iki Coronavirüs daha- NL63 ve HKU1- keşfedilmiştir. 2012’ye kadar, keşfinden yaklaşık 50 yıl sonra, 229E kodlu virüsün tüm genomu nihayet dizilmiştir. Yine bu yıllarda, 229E’nin bağışıklık semptomları zayıf olan hastalarda potansiyel olarak ciddi solunum sorunlarına neden olabileceğini gösteren bir dizi vaka raporu yayınlanmıştır. Ancak bu virüslerin sağlıklı insanlar üzerindeki etkileri sadece soğuk algınlığı rahatsızlığı ile sınırlı kabul edilmiştir.

 

SARS’tan bu yana Coronavirüslerin yoğun bir şekilde araştırılmasına rağmen, neden üç Coronavirüsün (Covid-19 pandemisinin kaynağı kabul edilen SARS-CoV-1, MERS-CoV ve SARS-CoV-2 virüsleri) yayılım gösterdiği halen açık bir şekilde çözülebilmiş değildir. Daha önce izole edilen Coronavirüslerin son üçünün yanında etkisiz kaldığı ve son gelen Coronavirüslerin daha şiddetli semptomlara ve daha yüksek ölüm oranlarına sahip oldukları görülmüştür.

 

Tüm bu virüslerin ortak çıkış noktasının yarasalar olduğu kabul görmekle beraber insanları enfekte eden Coronavirüslerin hayvanlardan taşındığı tezi şimdilik geçerliliğini korumaktadır. Virüsler tipik olarak hayvanlardan yayılmaktayken insanlara geçmeden evvel açık hava gıda tezgâhlarında ve marketlerde kendi aralarında üreme ekosistemini bulabildikleri düşünülmektedir. Diğer yandan tersi yönde bulaşma evleri de görülmüştür. Örneğin OC43 virüsünün sığırlara insanlardan taşındığı ve 18. yüzyıldan beri aramızda dolaştığı öngörülmektedir. MERS-CoV ‘un develerden insanlara aktarılırken, SARS-CoV-2 dahil olmak üzere diğer Coronavirüslerin hayvanlar aracılığı ile insanlara taşındığı bilinmektedir.

 

Son olarak bu konuda bilimsel araştırmalarına devam eden Dr. McIntosh, “Coronavirüslerin araştırmacıları birçok yönden şaşırtmaya devam edeceğine” dikkati çekmiştir. Çünkü, ona göre Coronavirüslerin moleküler yapısı tam olarak açıklananmamıştır ve genetik düzeyde nispeten kolayca mutasyona uğrayabilmektedirler. Bu virüslerin aynı hücre içinde oldukça kolay bir şekilde yeniden birleşebileceğini ve bu tür mutasyonların ise hem SARS-CoV’a hem de mevcut pandeminin ana aktörü Covid-19’a dönüşebileceğini de ifade eden Dr. McIntosh, “Coronavirüslerin herhangi bir hayvan virüsünün en büyük RNA genomuna sahipliğini ve çok fazla sırrı olduğunu” da vurgulamıştır.

 

Milenyum Viral Salgınları: Corona Virus Ailesi

 

Coronavirüsler insan ve hayvanlarda görülen ve özellikle zoonotik hastalık yapmaları ile ön plana çıkan RNA virüsleridir. İnsanlarda soğuk algınlığından pnömoni’ye kadar değişen solunum yolu enfeksiyonlarına neden olmaktadırlar. İnkübasyon süreleri yaklaşık 3-5 gün kadar olup, genelde hastalar hızlı bir şekilde hastalığı atlatmaktadırlar. Olguların çok az bir kısmında ise hastaların risk grubunda olup olmamalarına göre pnömoni ve ölüm gelişebilmektedir.

 

Bununla beraber, özellikle 2000’li yılından itibaren görülmeye başlayan yeni tip Coronavirüsleri ise soğuk algınlığından çok, grip benzeri daha ağır seyirli solunum yolu enfeksiyonu ile kendini göstermeye başlamıştır. Özellikle hayvanlardan insanlara bulaşarak, enfekte ettiği kişilerde yüksek ateş, öksürük, kas ağrısı, ishal, zor nefes alma şeklinde semptomlara neden olmaktadırlar.

 

Enfeksiyonlara neden olan coronavirüsler alfa ve beta coronavirüsler olarak sınıflandırılmaktadır. Bu virüsleri bazı önemli olanları reseptör ve bağlanma domainlerine göre sınıflandıracak olursak alfa coronavirüsler içerisinde yer alan TGEV (Transmissible Gastroenteritis Virus), PRCoV (Porcine Respiratory Coronavirus) ve HCoV-229E (Human Coronavirus 229E) APN’e (Aminopeptidase-N) bağlanırken yine bu gruptaki HCoV-NL63 (Human Coronavirus 25TÜBA Covid-19 Pandemi Değerlendirme Raporu Netherlands-63) ve beta grubundan SARS-CoV (Severe Acute Respiratory Syndrome-related Coronavirus) ise ACE2’ye (Angiotensin Converting Enzyme 2) bağlanmaktadırlar. Coronavirüslerin diğer alt gruplarında da farklı reseptör bağlanma domainleri ile karşılaşılabilmektedir.

 

SARS-COV

 

Sars-Corona Virüsü (SARS-CoV), ilk kez Çin’de görülen bir virüs olarak ortaya çıkmıştır. Şiddetli akut solunum yetmezliğine neden olan bu virus 2003 yılının şubat ayında ilk kez görülmüştür. Coronaviridae ailesi ve Coronavirus cinsine ait olan bu virüs, zarflı, doğrusal, pozitif duyarlı ve tek sarmallı oldukça bulaşıcı bir RNA virüsüdür. İnsanlarda özellikle soğuk algınlığı, pnömoni ve çeşitli solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurlar. SARS-CoV’un 65 yaşın üzerindeki kişilerde de ciddi bir mortaliteye sahip olabildiği bugüne kadar yapılan çalışmalarla belirlenmiştir. Genellikle hayvanlarda hastalık oluşturan SARS-CoV yüksek ihtimalle yarasa orjinli olduğu ve tesadüfi bir şekilde insanları enfekte ettiği ileri sürülmektedir. Bireyler arası bulaşı solunum yolu ile, vücut sıvıları veya dışkı ile temas sonucunda gerçekleştiği bilinmektedir. Özellikle sağlık çalışanlarının risk grubunu oluşturmasında en önemli etkenleri; hasta bakımı, hasta ile birlikte yaşama, hasta sekresyonları ve vücut sıvılarıyla çalışanların direkt teması olarak saymak mümkündür. Hayvanlardan insanlara bulaş yolu ile geçen bu virüs, bireylerde yüksek ateş, öksürük, kas ağrısı, ishal, zor nefes alma gibi semptomlara neden olmaktadır. Bu virüs özellikle epidemik ve pandemik salgınlar oluşturabilme kabiliyetinde olduğundan koruyucu tedbirler salgınların önüne geçilmesinde büyük önem taşımaktadır. Hastalığın başlangıcında radyolojik bulgular normal seyirli iken, ileri aşamalarda akciğer röntgen izleminde fokal insterstisiyal infiltratlara bağlı konsolide sahalar olduğu belirtilmiştir. Bu virüse bağlı oluşan enfeksiyon hastalığı bazı bireylerde asemptomatik olarak ortaya çıkarken bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde, çocuklarda, yaşlılarda, diyabet görülen bireylerde ve hepatit gibi komplikasyonları olan kişilerde ağır ve ölümlü vakalara neden olabilmektedir.

 

SARS-CoV, RNA’sını replike edebilmek için konağın hücresel immünitesinden kaçmak durumundadır. Konak hücrelerde viral replikasyon ortaya çıktıktan sonra viral kaynaklı sitoliz veya immünopatoloji ile hücre hasarı görülmektedir.

 

SARS-COV’un mikrobiyolojik tanısı için kan, burun/boğaz kültürleri, dışkı ve hatta idrar veya doku örnekleri kullanılmaktadır. Ayrıca tanıda, bu örneklerden hücre kültüründe virüsler çoğaltılarak çeşitli viral proteinlerin araştırılması dahada önem kazanmaktadır. Özellikle rutin ve referans laboratuvarlarında tanı için revers transkriptazlarla yapılan PCR testleri (RT-PCR) yöntemi kullanılmaktadır. PCR testinde virüslere özgül ORF 1b veya nükleoprotein geni hedef alınmıştır. Bunun dışında tanıda, monoklonal antikorlar ya da N proteinine karşı monospesifik poliklonal antikor ile yapılacak antijen testleri ve poliklonal antikorların floresan boyalarla gösterilmesi amacıyla yapılan çeşitli serolojik ve immünofloresan testler de geliştirildikçe kullanım alanının yaygınlaşması beklenmektedir. SARS-CoV’un tedavisinde ise kortikolesteroidler oldukça etkilidir. Ayrıca ribavirin de tedavide kullanılabilmektedir. Bu ajan, özellikle virüs RNA replikasyonunu durdurarak etki etmektedir. SARS-CoV’ye karşı koruyucu bağışıklık oluşmaması bu virüsle mücadeleyi oldukça zorlaştırmaktadır. 2004 yılından sonra SARS’a bağlı yeni bir olgu bildirimi elimizde bulunan kaynaklara göre bulun- 26TÜBA Covid-19 Pandemi Değerlendirme Raporu mamaktadır. Bu virüsün oluşturduğu hastalığın önlenmesinde karantina önlemleri oldukça önemlidir. Bu virüsle çalışan laboratuvarlar Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen standartlara uymalıdır. SARS-CoV’u ile çalışan tüm laboratuvarların, biyogüvenlik düzeyi 3 olmalıdır. DSÖ tarafından belirlenen önlem kurallarına göre, eller düzenli olarak dezenfektan veya alkol bazlı solüsyonlar ile ve suyla temizlenmeli, cerrahi maske kullanılmalı, hasta ile temas sırasında tek kullanımlık eldivenler kullanılmalı, hastalara ait eşyalar kullanılmamalı, hastalar bağımsız havalandırmalı odalarda izole edilmeli, sağlık personeli koruyucu giysiler giymeli, hasta taşıma sırasında gerekli tedbirler alınmalı, hasta tamamen iyileşse de en az on gün takip edilerek semptom varlığı durumuna bakılmalıdır.

 

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2002-2003 tarihleri arasında 9 aylık bir sürede SARS’dan ölüm oranı %10,9 olarak açıklanmıştır. Çin’de başlayarak 37 ülkeye dağılan SARS salgını dünyada 8422 vaka ve 916 ölüme neden olmuştur. Bazı hayvanların rezervuar olduğu bilinen SARS virüsü insanlığa tekrar tekrar farklı formlarda dönebileceği çoğu kez öngörülmüştür. 2016 yılında SARS’dan Ukrayna’da 319 kişi yaşamını yitirmiştir.

 

DSÖ’ye göre SARS mortalite hızı; yaş ≤ 24 ise %1 altında, yaş 25- 44 arası ise %6, yaş 45-64 arası ise %15, yaş 65 ve üstünde ise %50 olarak bildirilmiştir. Karşılaştırma için, İnfluenza’dan ölüm hızı yaklaşık %0,6 (özellikle yaşlılarda) dolaylarındadır. Ancak yeni suşların şiddetli salgınları durumunda %33 gibi yüksek değerlere de çıkabilir. Temas yoluyla da bulaşabildiği bildirilmiştir. En önemli semptomları; ateş (38°C’nin üstünde), miyalji, letarji, öksürük, boğaz ağrısıdır. Akabinde nefes darlığı oluşabilmektedir. Sık sık ellerini yıkaması ile alkol özellikli temizleyiciler kullanarak koruma sağlanabilir. 2004 yılından sonra SARS’a bağlı pandemi düzeyinde olgu bildirimi olmamıştır.

 

MERS-CoV

 

Bir diğer yeni Coronavirüs enfeksiyonuda MERS-CoV (Middle East Respiratory Syndrome corona virus) enfeksiyonudur. İlk defa 2012 yılında Suudi Arabistan’da başlamıştır. Bir corona virüs olan Mers virüsü 2012 yılında Ürdün’de ortaya çıkmış, insanları, yarasaları ve develeri enfekte eden zarflı bir RNA virüsüdür.

 

Deveden insana bulaştığı ve Haziran 2018’e kadar devam eden bu farklı MERS-CoV salgını da 5 kıtada ve 27 farklı ülkede 2229 olguda saptanmıştır. Olgulardan 791’i kaybedilmiştir. SARS-CoV’de mortalite oranı %10,9 iken MERS-CoV’de oran %35’e ulaşmıştır. Gerek SARS-CoV, gerekse MERS-CoV enfeksiyonlarında enkübasyon süresi 3-5 gün kadar kısa olabildiği gibi bu süre 10-14 güne kadar da uzayabilmektedir. Bu durum, hastalık belirtileri ortaya çıkmadan 10-14 güne kadar hastalığı başkalarına bulaştırabildiği anlamına gelir.

 

Hastalık insandan insana yakın temasla bulaşmaktadır. Virüsle kontamine olmuş yüzey ve eşyalarla temas etmiş ellerle ağız, burun ve gözlere dokunmakla; hapşırma, öksürme ve konuşma esnasında havaya atılan damlacıkların solunum yoluyla alınmasıyla virüs insanlara aktarılmaktadır. Sağlık personeli bulaş yolu nedeniyle en riskli grubu oluşturmaktadır. MERS-CoV’da kuluçka süresi 2-14 gündür. En önemli semptomları; ateş, öksürük, nefes darlığı, ishal, bulantı ve kusmadır. Hastalığa, zatürre ve böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlar eşlik eder. Hastaların yaklaşık %30’u ölmektedir ya da asemptomatik geçirerek 27TÜBA Covid-19 Pandemi Değerlendirme Raporu iyileşmektedir. SARS gibi sık sık ellerini yıkaması ile alkol özellikli temizleyiciler kullanarak koruma sağlanabilir.

 

SARS-CoV 2 (Covid-19)

 

Bu virüs, 7 Ocak 2020 de insana geçişi belirlenerek tanımlanan, SARS-CoV ve MERS-CoV gibi korana virüs ailesinden olup ciddi solunum yetmezliği oluşturan zarflı bir RNA virüsüdür.

 

31 Aralık 2019 tarihinde Çin’de Hubei eyaletine bağlı 11 milyon nüfuslu Wuhan şehrinden bildirilen bir olgunun bugüne kadar hiç görülmemiş yeni bir Coronavirüs ile enfekte olduğu saptanmıştır. Bu virüsün de SARS-CoV ve MERS-CoV gibi bir zoonotik enfeksiyon yani hayvanlardan insanlara bulaştığı düşünülmektedir.

 

Covid-19 ilk olarak Aralık 2019’da Çin’in Wuhan şehrindeki deniz ürünleri pazarında bulunan insanlarda görülmüştür. Bilim insanları Covid-19’un yarasalardan bulaştığını düşünmüş olmasına rağmen pazar yerinde yarasa satılmaması düşünüldüğünde, virüsün insanlara iletilmesinde bir tür ara hayvanın taşıyıcı olduğu görüşü ileri sürülmüştür. Günümüzde hızla hastalık insandan insana bulaşarak, Çin dışında diğer Asya, Avrupa ve Amerika kıtasına yayılmış, hasta sayısı milyona ve ölüm sayısı onbinlere ulaşmıştır. Salgın halen pandemi düzeyinde devam etmektedir (Nisan 2020 itibariyle).

 

Araştırmacılara göre bu virüs alüminyum, ahşap, kağıt, plastik ve cam gibi değişik malzemeler üzerinde en fazla 4-5 gün canlı kalabilmektedir. 2019 yılında The Lancet dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, Covid-19’un en yaygın semptomlarının ateş, öksürük ve nefes darlığı olduğu belirlenmiştir. Boğaz ağrısı %5’inde ve ishal, bulantı ve kusma %1-2’sinde gözlenmiştir. Seyri ilerlemiş hastalarda zatürre, ağır akut solunum yolu yetmezliği, çoklu organ yetmezliği ve ölüm görülmüştür.

 

Virüsün genellikle öksürük sonucu oluşan damlacıklar yolu ile insandan insana bulaştığı belirlenmiştir. Kontamine yüzeylere dokunulmasından sonra kişinin kendi yüzüne dokunması ile de bulaş gözlenmiştir. Hastaların dışkısında virüs partikülü bulunduğundan fekal-oral yolla bulaş da söz konusu olabilir. Kuluçka süresi 2-4 olup hastalık süresi 5 gün olarak belirlenmiştir.

 

Kaynak:http://www.tuba.gov.tr/files/yayinlar/raporlar/Covid-19%20Raporu-revize.pdf

 

 

 


Tags
Şiddetli Pnömoni Balık Tüketimi Vegan Dupuytren Kontraktürü 1.5 m. Sosyal Mesafe Rotator Cuff Psikoloji Fraktür Kıvırıcı Tendon Yaralanmaları Omuz Sıkışması Sendromu Omuz Artroskopisi Sonrasında İyileşme Dönemi Nasıldır ? Subskapularis Kası Omuz Dirsek Osteoartrit Lakto-Ovo Vejeteryanlar Fizik Tedavi Uygulamaları Adeziv Kontraendikasyonlar Bursit Tütün Ve Akciğer Sağlığı Halsizlik Opioid Analjezikler Adenovirüs Salgını Yanığa Bağlı El ve Ayak Bozuklukları Arter Anastomozu Doğru Nefes Alma Covid-19 Sağlık Krizi Results Treatmant of Proximal Humeral Fractures Prof. Dr. Mustafa Hulisi Özkan Adezyon KMY Radyografik Absorbsiyometri (ALARA) Aritmi Dışardan sabitleme (eksternal fiksatör) Revaskülarizasyon Amputasyon İzmir Ortopedi Cerrahı Süt Ürünleri Donma Evresi Yüksek Aspirasyon Influenza A H1N1 Shoulder Fractures Vajrasana Genel Vücut Ağrısı Alçılı Tedavi Donuk Omuz Kuru Baklagiller Hafif-Orta Atrofi Ortopedist Kas Kaybı Donuk Evre Dirsek Matsyasana El Bileği Kırıkları Semptomları Cerrahi Kombinasyon Eklem Kapsül Online Randevu Sigarayı Bırakmanın İlk Adımı Antioksidan nedir Absorbe Üşüme HDL Kapalı Olarak Kırığı Yerine Oturtma ve Tel ile Sabitleme Anterior Interossöz Sendrom Influenza A H7N9 Parmak Ucu Deformiteleri Karantinanın Ruhsal Etkileri ve Koruyucu Önlemler Tekrarlayan Omuz Çıkıkları Tenis,golf,yüzme Dünya Sağlık Örgütü Rotator Manşet Adolesan Dislokasyon Tendinit Abrazyon Adhesive Capsulitis Akut Yaralanma Akromegali Tuzak Nöropati Agonist İltihabi (Romatoid) Artrit Kireçlenme Serbest Radikaller Sinovya Dokusu Evde Kal Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi Sekonder Enfeksiyonu Deltoid Kaslar Köprücük Kemiği Termoterapi (Sıcak uygulamalar ile tedavi) Ateroskleroz Clinical Relevance Eklem Kıkırdağının Travmatik Lezyonların Tedavisi Enfeksiyon Dr. Mustafa OZKAN Sağlıklı Beslenme Ayak Bileği Eklemi Kene Flora Hemiartroplasti